AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ

iyi vakit gecirmeniz dilegiyle...
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Babürlüler (Babür İmparatorluğu, Gürgâniyye Devleti)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 88
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 31/05/08

MesajKonu: Babürlüler (Babür İmparatorluğu, Gürgâniyye Devleti)   Çarş. Haz. 04, 2008 4:34 am

Babürlüler (Babür İmparatorluğu, Gürgâniyye Devleti)


Evrengzib Alemgîr zamanında Gürganiye
Devleti, eski haşmetli devrini yaşadı. Evrengzib, dinine bağlı olup, âlimleri
severdi. Brehmenlerle ve Şiîlerle mücadele edip, Şiî sultanlıklarını ortadan
kaldırdı. Büyük âlim İmam-ı Rabbanî hazretlerinin oğlu Muhammed Ma’sum Farukî
ve onun oğlu Muhammed Seyfüddin hazretlerinden feyz aldı. 50 sene adaletle
hüküm sürdü. Şeyh Nizam Muinüddin başkanlığındaki bir heyete, Hanefi mezhebi
üzerine Fetava-i Hindiyye adındaki çok kıymetli fetva kitabını hazırlattı.

Evrengzib, dış siyasete de önem verdi. Safevilerle olan dostluk devam
ettirildi. Basra ve Arabistan’la mektuplaşmalar oldu. Mekke şerifine elçiler
yollanarak, büyük maddi yardımda bulunuldu. Bu devrede, Osmanlı - Gürgâniyye
münasebetleri de ileri safhada idi. Padişah İkinci Süleyman’ın, Hindistan
elçiliği ile vazifelendirdiği Ahmed Ağa, 1690 yılında büyük bir merasimle
karşılandı ve Anadolu’nun temsilcisi olarak kabul edildi. Batılı devletlerden
İtalya, Fransa ve İngiltere ile de temaslarda bulundu.
"Ebü’l-Muzaffer", "Muhyiddin Evrengzib",
"Padişah" ve "Gazi" unvanlarına sahip olan Evrengzib, yakalandığı
rahatsızlıktan kurtulamayarak Mart 1707'de vefat etti.

Gürgâniyye Devleti, Evrengzib’den sonra parlaklığını kaybetti. Devlet,
halefleri zamanında uçuruma gittiği gibi, hükümdarlar da gelişen dış baskı
neticesinde yıprandılar. Hindistan’daki diğer Türk devletleri için kaçınılmaz
bir hastalık haline gelen Hindulaşma, bu tarihten itibaren Babürlüler için,
içten çöküşü hazırlayan bir sebep oldu.

Babür Devletinde çökme alâmetleri, 18. yüzyılda hissedilmeye başlandı.
Evrengzib’den sonra tahta geçen Bahadır Şah, devlet işlerini düzene koyduktan
sonra, Racput meselesini halletmek istedi. Fakat bu arada ayaklanan kardeşi ile
mücadele etmek zorunda kaldı ve onu öldürttü. Bir müddet asilerle uğraşan
Bahadır Şah, (1707-1712) tarihleri arasında hüküm sürdükten sonra, 1712’de
Lahor’da vefat etti.

Bahadır Şah’ın yerine, Cihangir Şahın bir yıllık saltanatından
sonra, Ferruh tahta çıktı. Bunun zamanında devlet iç mücadeleye
sahne oldu ve büyük parçalanmalar görüldü. 1722’de Safevilerin yıkılması ile
yeni bir birlik teşkil ederek tahta çıkan Nadir Şah, aslen Kalaçlara dayanan ve
Afganlaşmış olan Gılzaylar üzerine yürüdü. Gılzaylar yenilince, Hind sınırına
sığındılar. Bu yüzden Nadir Şah, Babürlüleri birkaç defa ikaz etti. Ancak,
Babürlülerin Gılzaylara ses çıkarmadığını görünce, 1738’de sefere çıkıp, önce
Babürlülerin ata yurdu olan Kâbil’i daha sonra da Pencap ve Delhi’yi işgal
etti. Ders vermek için Delhi’yi yakıp yıkan Nadir Şah, ele geçirilen Hind
hazinelerini İran’a taşıdı.

Diğer taraftan Avrupa devletleri de, Babür Devletinin hakimiyetini zaafa uğratmak
için büyük çaba sarf ettiler. Alemgir adlı Babürlü hükümdarı, veziri Gazieddin
tarafından öldürülünce, tahta 1760 yılında İkinci Şah Alem geçti. Şah Alem, ilk
olarak İngiliz himayesine giren Babürlü hükümdarı oldu. Bunun zamanında
İngilizler, hakimiyetlerini Bengal’den Orta Hindistan ve Racputana’ya kadar
genişlettiler. 1764’te Badsar Savaşından sonra, Bihar hakimiyetinden vazgeçen
Şah Alem, İngiliz karargâhına sığındı. İngilizlerin himayesinde, Allahabad’da
hayatını sürdüren Şah Alem, o hayattan bıkarak Maratalarla birleşmek üzere
şehri terk etti. Böylece Şah İkinci Alem, bir müddet bunların himayesinde
yaşadı. Marataların önemli reislerinden olan Sindia, yavaş yavaş kendisine
kuvvetli bir krallık meydana getirerek, Agra ve Delhi’yi ele geçirdi. Babürlülerin
varisi olduğunu ilan etti. 1803’te Marataların güçlenmesini Hind politikasına
uygun görmeyen İngilizler, Sindia’yı mağlup ettiler. Şah İkinci Alem, tekrar
İngilizlerle karşı karşıya kaldı. Bu Avrupa devletinden bazı imtiyazlar
koparmak istediyse de, İngiliz komutanı, teklifleri her defasında geri çevirdi.
Bununla beraber, Babürlü ailesinin geçimini sağlamak üzere bir miktar para
verdiler. Gerçek idare ise İngiliz temsilcisi tarafından yürütülmekle beraber,
Delhi’den tebliğ edilen emirlerin, hükümdar adına olmasına ses çıkarmadılar.
Bir müddet sonra, İngiliz-Babür münasebetlerinde protokol kaldırıldı. İngiliz
genel valisi, Şah İkinci Alem’e eş duruma getirildi. Hükümdarın adı, paralardan
kaldırıldı.

1837’de Babürlülerin son hükümdarı tahta çıktı. Asıl adı Ebü’l Muzaffer
Siraceddin Muhammed olan İkinci Bahadır Şah, bu tarihte, resmen sözde hükümdar
ilan edildi. 1857’de büyük bir ayaklanmada bulunan İkinci Bahadır Şah, bu
hareketi ile, para kestirmeye ve hutbe okutmaya muvaffak oldu. Ancak
İngilizler, bu duruma şiddetle tepki gösterdiler. Bir İngiliz ordusu, Delhi’yi
Babürlülerin elinden aldı. İngilizler, Delhi’de evleri, dükkânları basıp,
malları, paraları yağma ettiler. Kadınları, çocukları dahi kılıçtan geçirdiler.
İçecek su bile bulunmaz oldu. Hümayun Şahın türbesine sığınmış olan çok yaşlı
şahı, çoluk-çocukları ile, elleri bağlı olarak, kale tarafına götürdüler.
Patrik Hudson, yolda, şahın üç oğlunu soydurup, don ve gömlekle bırakıp,
göğüslerine kurşun sıkarak şehid etti. Kanlarından içti. Cesetlerini kale
kapısına astırdı. Bir gün sonra, başlarını İngiliz kumandanı Henri Bernard’a
götürdü. Sonra, başları suda kaynatıp şaha ve zevcesine çorba olarak gönderdi.
Çok aç olduklarından, hemen ağızlarına koydular, fakat çiğneyemediler,
yutamadılar. Ne eti olduğunu bilmedikleri halde, çıkarıp toprağa bıraktılar.
Hudson haini,

"Niçin yemediniz? Çok güzel çorbadır. Oğullarınızın etinden
yaptırdım!" dedi.

Sonra, sultanı, zevcesini ve diğer yakınlarını, Rangon şehrine sürüp
hapsettiler. Sultan, 1862’de zindanda vefat etti. Delhi’de 3000 Müslümanı
kurşunlayarak, 27.000 kişiyi de keserek şehid ettiler. Ancak gece kaçanlar
kurtulabildi. Hıristiyanlar, diğer şehirlerde ve köylerde de sayısız Müslümanı
öldürdüler. Tarihî sanat eserlerini yıktılar. Eşi bulunmayan, kıymet biçilmeyen
ziynet eşyalarını gemilere doldurup, Londra’ya götürdüler. Allâme (büyük alim)
Fadl-ı Hak, 1861’de Andoman adasında, zindanda, İngilizler tarafından şehid
edildi.

İkinci Bahadır Şahın ölümü ile, Babür Hanedanı, Hindistan’da tarih sahnesinden
çekildi. İngilizler, siyasi iktidarı ele geçirip, hemen her yerde yaptıkları
gibi, Hindistan’ı da bir isyanlar diyarı haline getirdiler. Değişik inanç ve
kültürdeki insanları birbirine kışkırtarak, onların birlik ve düzenine imkân
vermeyip, malî kaynakları kendi ülkelerine akıttılar. Ayrıca, Müslümanlar
arasındaki yardımlaşmayı ve kardeşliği yıkmak için çeşitli entrikalar
çevirdikleri gibi, ajanları vasıtasıyla “Kadıyânîlik” denilen bozuk bir mezhep
ortaya çıkararak, Müslümanları doğru yoldan saptırmaya çalıştılar. Bu tarihten
sonra İngilizler, Hindistan’a yerleşerek, Babür (Gürgâniyye) İmparatorluğunun
tarih sahnesindeki yerini aldılar.

Babür Şahın kurduğu Timuroğulları veya Gürgâniyye Devletinin on yedi hükümdarı,
kronolojik olarak, aşağıdadır.

Hükümdarın Adı / Tahta Geçişi

Babür Şah / 1526
Hümayun Şah / 1530
Ekber Şah / 1556
Selim Cihangir Şah / 1604
Şah Cihan / 1628
Evrengzib Alemgir / 1658
Şah-ı Alem Bahadır / 1706
Cihangir İskender / 1712
Ferruh / 1713
Refiudderecat / 1719
Şah Cihanı Sani / 1719
Muhammed Şah / 1719
Ahmed Bahadır Şah / 1747
Alemgir-i Sani Şah / 1753
Şah-ı Alem Sami Şah / 1759
Ekber Şah-ı Sani / 1806
Bahadır Şah-ı Sani / 1837
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://asiklikoyu.tr.cc
 
Babürlüler (Babür İmparatorluğu, Gürgâniyye Devleti)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ :: KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-TARİH :: Cok Yonlu Tarih-
Buraya geçin: