AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ

iyi vakit gecirmeniz dilegiyle...
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Anadolu (Türkiye) Selçuklu Devleti

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 88
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 31/05/08

MesajKonu: Anadolu (Türkiye) Selçuklu Devleti   Çarş. Haz. 04, 2008 4:17 am

Anadolu (Türkiye) Selçuklu Devleti

Anadolu Selçuklu Devleti toprakları üzerinde
Moğollar, Haçlı istila hareketi neticesi gibi korkunç katliam, yıkım ve dehşet
saçıcı hadiselerle bölgeyi işgal ettiler. Moğol istilasıyla, Anadolu Selçuklu
Devleti, 14. yüzyılın başında yıkıldı. Anadolu, Moğol kontrolüne girdiyse de,
14. yüzyıldan sonra bölgede Osmanlı hakimiyeti başlayıp, Haçlıların ve
Moğolların açtığı yaraları kapamaya çalıştı.

Türkiye Selçuklularını, Oğuzların Üç Oklar kolunun Kınık boyuna mensup
Selçuklular kurup yönettiler. Devlet teşkilatı, sağlam bir esasa sahipti.
Türkiye Selçukluları; Karahanlı, Büyük Selçuklu ve Abbasîlerin yanında diğer
Türk ve İslam devletlerinin teşkilatlarından da büyük ölçüde faydalandılar.
Bunları mükemmel bir şekilde kendi bünyelerine uydurdular. Sultanlar, devletin
idaresinde hissedilen ihtiyaçlara göre teşkilatlarını genişlettiler ve zaman
zaman da yenileme yoluna gittiler. Devletin, hanedan mensupları arasında
bölüşülmesinin; bölünmeye ve saltanat mücadelesine sebep olduğu görüldü. II.
Kılıç Arslan'dan sonra merkeziyetçilik geliştirildi.

Devlet, önceki Türk hakimiyetlerinde olduğu gibi, hanedanın ortak sorumluluğu
altındaydı. Devleti idare eden hükümdarın ise, hanedan mensubu olması şarttı.
İsimleri Türkçe ve İslamî idi. Ayrıca, halife ve âlimler tarafından künye ve
lakaplar verilirdi. Tahta yeni çıkan sultanlar, halifeye hükümdarlıklarını
tasdik ettirirler, adlarına hutbe okutur ve para bastırırlardı. Savaşlarda veya
herhangi bir gezide, hakimiyet alâmeti olarak, sultanların başları üstünde,
atlastan veya altın işlemeli kadifeden yapılmış bir çetr (şemsiye) tutulur,
daima yanında hazır bulunan kös, sultanın kapısında günde beş kez nevbet
çalardı. Vilayetlerdeki meliklerin, günde üç nevbet çaldırma hakları vardı. Sultanlar,
haftanın belli günlerinde devlet erkânını ve emîrleri huzurlarına kabul eder ve
onların görüşlerini alırlardı. Sultan iktaların dağıtılması, kadıların (hakim)
tayini, devlete bağlı beylik ve sultanlıkların başına geçenlerin tayinlerini
onaylar, hükümete karşı işlenen cürümlerle uğraşan yüksek mahkemeye de
başkanlık ederdi. Devletin idaresi, birinci derecede sultana ait olmakla
birlikte, bizzat kendisi mevcut kanunlara uyardı. Sultan, adalet mekanizmasının
sağlıklı olması için, haftada iki gün halkın derdini dinlerdi.

Sultanlar, sarayda otururdu. Sarayda Hacibü'l-Hüccab, Üstadüddâr, Silahdar,
Emîr-i Alem, Câmedâr, Taştâr veya Âbdâr, Emîr-i Çaşnigîr, Emîr-i Ahur, Emîr-i
Şikâr, Emîr-i Devât, Emîr-i Mahfil, Serheng-i Nedîm, musahip görev yapardı.
Bunlar, sultanın en emniyetli adamları arasından seçilir ve her birinin emrinde
askerî kıtalar bulunurdu.

Ordu; Gulamân-ı Saray, hassa ordusu, hânedâna mensup meliklerin kuvvetleri,
Türkmen kuvvetleri, tâbi kuvvetler, ücretli askerler ve donanmadan oluşurdu. Ordunun
ve idarenin esasını, mahallinde çiftçilerin ödediği vergilerle beslenen Türk
iktâ askerleri teşkil ederdi. Orduda, dinî vazifeleri görmek ve gazâ ruhunu
canlı tutmak maksadıyla âlim, derviş ve mutasavvıflar bulunurdu. Silah olarak,
ok, yay, kılıç, kargı, çomak, gürz, mızrak, topuz, nacak, mancınık, merdiven,
seyyar kule kullanılırdı. Ordudaki birlikler, çeşitli bayrak, tuğ ve alem
taşırlardı.

Adlî Teşkilat: Türkiye Selçuklularında, şer'î davalara her şehirde bulunan
kadılar bakardı. Konya'da oturan baş kadıya Kâdı'l-kudât denirdi. Bu kadılar,
tereke (miras), hayrat işleri ve vakıfların idaresine bakarlardı. Selçuklularda
örfî davalara bakan mahkemeler de bulunurdu. Bu mahkemeler, asayiş, devlet
âmirlerine itaatsizlik ve siyasî suçlar gibi davalara bakarlardı. Bu örfî
mahkemelerin başında, emîr-i dâd bulunurdu. Kadıların verdikleri hükme itiraz
edilemezdi. Ancak yanlış verilen bir hüküm olursa, diğer kadılar tarafından
altı imzalanarak, sultana arz edilirdi. Kadıların yüksek medrese tahsili
görmüş, İslam ahlakıyla ahlâklanmış kimseler olması şarttı. Müftîler, Hanefî
mezhebine göre fetva verirlerdi.

Eğitim, Kültür ve Edebiyat: Anadolu Selçuklu sultanları, kültür ve medeniyet
hizmeti için, ilme ve âlimlere değer verdiler. Bir ilim ocağı olan medreselerde
eğitim ve öğretim ücretsizdi. Vakıf gelirleri, onların geçimini temin ederdi.
Medreselerde İslam ilimlerinden; tefsir, hadîs, hadîs usulü, kelâm, kelâm
usulü, fıkıh, fıkıh usulü ve tasavvuf yanında, matematik, astronomi, tıp ve
felsefe gibi bilimler de öğretilirdi. Genellikle, medresenin yanında, dârüşşifa
denilen hastane, cami, kütüphane, zâviye, kervansaray, imaret de bulunurdu.
Bunlar da birer ilim irfan yuvasıydı. İslam ülkelerinden bir çok âlim,
Anadolu'daki ilim yuvalarına gelip ders verdiler. Başta sultan olmak üzere
devlet adamlarından ve halktan iyi muamele gördüler. Türkiye Selçuklu
Devletini, ilim ve irfan yuvası haline getiren değerli âlimlerin arasında;
Şihabüddin-i Sühreverdî, Necmeddîn-i Râzî, Muhyiddîn-i Arabî, Ahmed Fakîh,
Mevlânâ Celaleddîn-i Rumî, Hacı Bektaş-ı Velî, Sadreddîn-i Konevî, Safiyyüddîn
Muhammed Urmevî, Siracüddîn Mahmud Urmevî, İzzeddîn Urmevî, Celaleddîn Habîb,
Sadeddîn-i Ferganî, Fahreddin Irakî, Kadı Burhaneddin, Kutbeddîn-i Şirazî, Ahî
Evran, Ebu Hamid Kirmanî, Şems-i Tebrizî, Muhammed Behaüddîn Veled, Seyyid
Burhaneddin Muhakkık Tirmizî, Şeyh Hüsameddin Çelebi, Mevlanâ Muhyiddîn
Kayserî, Şeyh Edebâlî, İbn-i Türkmanî, İbrahim-i Hemedanî, Cemaleddin-i
Aksarayî gibi devrin en seçkin âlimleri vardı.

Anadolu'da Türkmenler, Türkçe konuşup, sözlü ve yazılı edebiyat eserleri
meydana getirdiler. Dinî ve bazı edebî eserlerde Arapça ve Farsça kullanıldı.
Halkın büyük çoğunluğu Türkçe konuşurdu. Daha sonraları Türkçe, edebiyat dili
haline geldi. Ahmed Fakîh, Hoca Dehhanî, Hoca Mesud, Yunus Emre, Türkçe şiirler
söyleyip yazdılar. Yunus Emre, şiirdeki büyük kudreti ve tasavvuf aşkıyla,
Türkçe'nin en güzel, en iyi örneklerini verdi. Göçebeler arasında, Oğuznâme ve
Dede Korkut destanlarıyla gâziler arasında çok rağbet bulan Danişmendnâme ve
Battalnâme, bu dönemde sözlü edebiyattan yazılı edebiyata intikal etti. Mevlanâ
Celaleddin-i Rumî ve oğlu Sultan Veled, insanlara doğru yolu gösteren ve
nasihat veren eserlerini Farsça yanında Türkçe'yle de yazdılar.

Ticaret: Türkiye Selçukluları, Anadolu'yu Müslüman ve gayrimüslim kavimler
arasında bir köprü haline getirdiler. Dünya ticaret yollarını açıp, tedbirler
aldılar. Ticarî ilişkileri zorlaştıran engelleri kaldırıp, ülkenin bir çok
yerinde kervansaraylar yaptırdılar. Yolcuların, buralarda hayvanları ile
birlikte üç gün ücretsiz kalma ve yemek yeme hakları vardı. Buralara gelen
Müslüman ve gayrimüslim, zengin-fakir, hür-köle bütün misafirlere aynı yemeğin
verilmesi ve eşit muamele yapılması esastı. Kervansaraylar ve hanlar külliye
halinde olup, hepsinin cami ve kütüphanesi vardı.

Anadolu Selçuklu Sultanlarının Tahta Çıkış Tarihleri

Kutalmışoğlu Süleyman Şah / 1076
Ebü'l-Kasım'ın nâibliği / 1086
Birinci Kılıç Arslan / 1092
Fetret Devri / 1107-1110
Şehinşah (Melikşah) / 1110
Birinci Rükneddin Mesud / 1116
İkinci Kılıç Arslan / 1155
Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev (Birinci Hükümdarlığı) / 1192
Rükneddin Süleyman Şah / 1196
Üçüncü Kılıç Arslan / 1204
Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev (İkinci hük.) / 1205
Birinci İzzeddin Keykavus / 1211
Birinci Alâeddin Keykubad / 1220
İkinci Gıyaseddin Keyhüsrev / 1237
İkinci İzzeddin Keykavus / 1246
Ortak İktidar / 1249-1254
Birinci Keykavus / 1254
Dördüncü Kılıç Arslan (Ülkenin bir bölümünde) / 1257
Üçüncü Gıyaseddin Keyhüsrev / 1266
İkinci Gıyaseddin Mesud (Birinci hük.) / 1284
Saltanat Mücadelesi / 1296-1298
Üçüncü Alâeddin Keykubad / 1298
İkinci Gıyaseddin Mesud (İkinci hük.) / 1302
Beşinci Kılıç Arslan / 1310
Moğol Valisi Timurtaş'ın Türkiye Selçukluları saltanatına son vermesi / 1318
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://asiklikoyu.tr.cc
 
Anadolu (Türkiye) Selçuklu Devleti
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ÜLKÜCÜLER - 4 - (Ülkücülerin istediği Türkiye ve Dünya)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ :: KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-TARİH :: Cok Yonlu Tarih-
Buraya geçin: