AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ

iyi vakit gecirmeniz dilegiyle...
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Anadolu (Türkiye)Selçuklu Devleti

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 88
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 31/05/08

MesajKonu: Anadolu (Türkiye)Selçuklu Devleti   Çarş. Haz. 04, 2008 4:16 am

Anadolu (Türkiye)Selçuklu Devleti

Oğuz Türklerinin Üçoklu Kınık boyuna mensup
Selçuklu hükümdar ailesinden Süleyman Şah tarafından, Anadolu'da kurulmuştur.
Malazgirt Zaferi'yle, Anadolu kapılarını Türklere açan Sultan Muhammed
Alparslan, bu savaşa katılan kumandan ve Türkmen reislerine, Anadolu'yu
Türkleştirme ve İslamlaştırma görevini verdi. Bunlardan, Kutalmışoğlu Süleyman
Şah, Selçuk Bey'in oğlu Arslan Yabgu'nun torunu olup, Anadolu'daki fetih
harekâtından sonra Antakya'dan Anadolu'ya girdi. 1074 yılında Konya ve
havalisini mahallî Rum despotlarından alarak, fetihlere devamla İznik önlerine
geldi. 1075 senesinde İznik'i fethederek, emrindeki kuvvetlerin merkezi yaptı.
Böylece Türkiye Selçuklu Devletinin temeli atılmış oldu.
Süleyman Şah, Bizans'ın mahallî ve merkezî tekfurlukları arasındaki
çekişmelerden faydalanarak, bölgede hakimiyetini güçlendirdi. İznik'te yeni bir
Türk devletinin kurulması, Anadolu'ya gelen Türkmenlerin birleşmesini temin
edip, doğudaki Müslüman Türklerin büyük topluluklar halinde bölgeye gelmelerine
sebep oldu. Bölgede Türk nüfusunun artarak devletin güçlenmesiyle; Bizans'ın
kötü idaresi, bitmek bilmeyen iç savaşlar ve isyanlar sebebiyle perişan olan
yerli halk da, Süleyman Şah'ın idaresinde huzur ve sükûna kavuştu. Bu sayede
Anadolu Selçuklu Devleti, sağlam bir temele oturdu. Hürriyet ve adalete kavuşan
yerli halk, kısa zamanda seve seve Müslüman oldu. Çeşitli gayelerle bölgeye
gelen Türkmenleri emrinde birleştiren Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Anadolu'da
birlik ve hakimiyetini güçlendirmek, Fırat boylarında ve Kilikya taraflarında
toplanmaya çalışan Ermeni gruplarına mani olmak için harekete geçti. 1082
yılında Çukurova'ya giden Süleyman Şah, Adana, Tarsus ve Misis dahil tüm
bölgeyi zaptetti. 1084'te Hıristiyanlardan Antakya'yı aldı. 1086'da Suriye
Selçuklu meliki Tutuş'la yaptığı savaşta yenildi ve savaş meydanında vefat
etti. Oğulları, Selçuklu Sultanı Melikşah'ın yanına gönderildi. Devlet bir süre
Süleyman Şah'ın İznik'te vekil bıraktığı Ebü'l-Kasım tarafından yönetildi.

Selçuklu Sultanı Melikşah'ın 1092'de vefatından sonra, İran'dan kaçarak gelen
Kılıç Arslan, İznik'te merasimle karşılanıp, Türkiye Selçuklu tahtına
çıkarıldı.

I. Kılıç Arslan, tahta çıkar çıkmaz, devleti yeniden teşkilatlandırdı. İznik'i
mamur bir duruma getirdi. İçte otoriteyi sağladıktan sonra, hemen gazâ ve
akınlara başladı. Marmara sahillerine yerleşmeye çalışan Bizanslıları bu
bölgeden çıkardı. Batıyı emniyete aldıktan sonra doğuya yöneldi ve 1096 yılında
Malatya'yı kuşattı. Fakat, bu sırada Haçlıların Batı Anadolu'ya girmesi
üzerine, I. Kılıç Arslan, kuşatmayı kaldırıp hızla geri döndü.

Avrupa'daki meşhur imparator, kral, prens, derebeyi ve şövalyelerin büyük bir
taassupla katıldıkları Haçlı Seferlerinin ilki 1096-1099 yılları arasında
yapıldı. I. Kılıç Arslan, Haçlıları, vur-kaç taktiğiyle imha etti. Ancak, İznik
elden çıktığı için, Konya'yı payitaht (başkent) yaptı. Bizans imparatoruyla
antlaşma imzaladıktan sonra, doğu fetihlerine başladı. 1103 senesinde Malatya'yı
ele geçirdi. Daha sonra Musul'u da topraklarına kattı. Emir Çavlı, Artukoğlu
İlgazi ve Suriye meliki Rıdvan'ın kuvvetleriyle Habur Nehri kenarında yaptığı
muharebede yenilerek, nehre düşüp boğuldu. Kılıç Arslan'ın büyük oğlu, Musul
valisi Şehinşah, Emir Çavlı tarafından esir alınarak İsfahan'a götürüldü.

I. Kılıç Arslan'ın ölümü ve oğlunun esir düşmesi, Türkiye Selçuklularını çok
sarstı. Düşmanları bunu fırsat bilerek, ülke topraklarına saldırdı.
Bizanslılar, Batı Anadolu sahillerini işgale başladılar. Bu durum karşısında
Türkler, İç Anadolu'ya doğru çekilmek zorunda kaldılar. 1110 yılında esaretten
kurtulan Şehinşah, Konya'ya gelerek tahta geçti. Şehinşah'ın ve Kayseri emîri
Hasan Beyin büyük gayretlerine rağmen, Bizanslıların zulmünden kaçan Batı Anadolu'daki
Türklerin, Orta Anadolu yaylalarına çekilmesi durdurulamadı.

1116 yılında Danişmendliler, Sultan Şehinşah'ı tahttan indirip, Şehzade Mesud'u
sultan ilan ettiler. Sultan Mesud, Danişmendli tahakkümünden kurtulmaya,
Bizanslıları Anadolu'dan atmaya ve birliği sağlamaya çalıştı. 1182 yılında,
Batı seferine çıktı. Sonra doğuya seferler düzenledi. Bizanslılar, Türklerin
Batı Anadolu'da ilerlemelerini durdurmak için, İmparator Manuel komutasında bir
orduyla Konya üzerine yürüdüler. Bu tehlikeli durum üzerine, Sultan Mesud'un
oğlu II. Kılıç Arslan, Aksaray'da bir ordu hazırlayarak, Konya önündeki Bizans
ordusunun karşısına çıktı. Bizans ordusunu, pusu ve taarruzlarla 1145 senesinde
ağır bir yenilgiye uğrattı.

Bu sırada İkinci Haçlı Seferiyle Anadolu'ya giren Avrupalılar da, Türk
kılıçları önünde duramadı. Selçuklu ordusu, Haçlılar karşısında büyük başarılar
elde etti. Bu zaferler, istikrar ve yükselme devrini tekrar başlattı. Halka
adaletle muamele etmesi sebebiyle, Hıristiyanların bir çoğu, Bizans yerine Türk
idaresine bağlandı. Bir çok eser inşa ettiren Sultan Mesud, kırk yıl saltanatta
kaldıktan sonra, 1115 senesinde vefat etti. Yerine oğlu II. Kılıç Arslan tahta
çıktı. O da babasının yolunda giderek, büyük hamleler yaptı. Anadolu'nun siyasî
birliğini kurmaya, ekonomik ve kültürel yükselişini sağlamaya çalıştı. Doğu
seferine çıkarak, devletin hudutlarını Fırat nehrine kadar genişletti.
Bizanslılar ve yardımcı kuvvetlere karşı, 1176 Miryokefalon
(Düzbel/Karamukbeli) Meydan Savaşı'nı kazanarak, Anadolu'yu yurt edinen
Türklerin bölgeden atılamayacağını ispatladı. Akıncılarını, Batı Anadolu'nun
fethiyle görevlendirdi. 1182 yılında, Uluborlu, Kütahya ve Eskişehir havalileri
fethedildi. Denizli ve Antalya kuşatıldı. Danişmend arazisi ve Çukurova
zaptedildi.

Kazanılan zafer ve başarılarla siyasî birlik ve sınır emniyeti sağlandı.
Ekonomik ve kültürel yükselme başladı. Bir süre sonra II. Kılıç Arslan,
mücadeleyle geçen uzun saltanat yıllarındaki yorgunluğu ve ihtiyarlığını
mazeret gösterip istirahata çekildi. Sahip olduğu toprakların idaresini onbir
oğlu arasında taksim etti. Kendisi Konya'da büyük sultan olarak kaldı.
Oğullarının her biri bir vilayette yönetimi ele aldı. Bu sırada Selahaddin
Eyyubî'nin Kudüs'ü zaptetmesi, Üçüncü Haçlı Seferinin başlamasına sebep oldu.
Anadolu'dan geçmeye çalışan kalabalık Haçlı ordusu, şehzadelerin direnişiyle
karşılaştı. Yaptıkları çete harpleriyle Haçlı ordusuna büyük kayıp verdirdiler.
Fakat çok kalabalık olan Haçlıların bir kısmı, Filistin'e ulaştı.

II. Kılıç Arslan, 1192 senesinde Konya'da vefat etti. Yerine büyük oğlu
Gıyaseddin Keyhüsrev geçti. Fakat, kardeşleri onun iktidarını kabul etmeyince,
aralarında saltanat mücadelesi başladı. Tokat meliki Rükneddin Süleyman Şah,
1196 yılında Konya'yı zaptetti ve saltanatını ilan etti. Birliği sağladıktan
sonra Bizans'ı tekrar senelik vergiye bağladı. İç mücadelelerden yararlanarak
hudut tecavüzlerine başlayan Ermenileri cezalandırdı. Gürcüler, Saltukluların
zayıflamasından istifade ederek, Erzurum'a kadar gelince, Doğu Seferine çıktı. 1201
yılında, Saltuklu Devletine son verdi. Artuklular ve Mengücüklerden aldığı
yardımla, Erzurum'dan Gürcistan üzerine sefere çıktı. Sarıkamış yakınlarında,
Gürcü-Kıpçak ordusunun baskınına uğradı ve mağlup oldu. Tekrar Gürcistan
seferine çıktıysa da, yolda hastalanarak 6 Temmuz 1204 tarihinde vefat etti.
Konya'da Künbedhane'ye defnedildi. Yerine oğlu III. Kılıç Arslan geçti. Fakat
çok geçmeden Gıyaseddin Keyhüsrev, Türkmen beylerinin davetiyle, küçük yaştaki
yeğeni Kılıç Arslan'ın yerine, tekrar Türkiye Selçukluları sultanı oldu.

Gıyaseddin Keyhüsrev, devletin hudutlarını emniyete almak için, Bizanslılar ve
Ermenilerle mücadele etti. Dördüncü Haçlı Seferiyle (1204) İstanbul, Latin
hakimiyetine girdi. Bizans hanedanı Anadolu'ya kaçıp, İznik ve Trabzon'da iki
devlet kurdu. Bizanslılar, Karadeniz kıyılarına yerleşerek ticaret yollarını
kapattılar. Gıyaseddin Keyhüsrev, ticaret yolunu açmak için, 1206 yılında
sefere çıktı. Bizanslıları bu bölgeden atarak, Karadeniz yolunu açtı. Ertesi
sene Akdeniz sahillerine inerek Antalya'yı fethetti. Bu sırada akıncı beyleri,
Batı Anadolu'da bir çok yeri aldı. Bu fetihler, İznik Bizanslılarını
telaşlandırdı. Bizans ordusu ile, 1211 senesinde Alaşehir'de yapılan muharebede
Selçuklu ordusu büyük zafer kazandı. Savaş bittikten sonra, Gıyaseddin
Keyhüsrev, meydanı dolaşırken bir düşman askeri tarafından şehit edildi. Yerine
oğlu İzzeddin Keykavus geçti.

İzzeddin Keykavus, saltanatının ilk yıllarında taht mücadelesini halletti. Daha
çok iktisadî meselelere, ülkenin imarına ve kültür faaliyetlerine önem verdi.
Kervansaray, cami ve medreseler inşa ettirdi. Verem hastalığına yakalanan
İzzeddin Keykavus, 1220 yılında Viranşehir'de vefat etti. Sivas'ta yaptırdığı
darüşşifanın yanındaki türbesine defnedildi. Yerine kardeşi Alâeddin Keykubad
geçti.

Sultan Alâeddin Keykubad zamanı, Türkiye Selçuklularının en kudretli, en
müreffeh ve en parlak devri olarak geçti. Anadolu'nun emniyeti içi başta Konya,
Kayseri ve Sivas olmak üzere, şehirleri surlarla tahkim ettirdi. Moğol
tehlikesine karşı hudutlarda tedbir aldı. Bu işleri sırasında fetihlere de
devam etti. Askerî ve ticarî önemi büyük olan Kolonoras kalesini muhasara
altına aldı. 1221 senesinde kaleyi fethetti. Buraya, sultanın ismine nispetle
Alâiye denildi. Moğol tehlikesine karşı tahkim ve askerî tedbirler yanında
diplomatik yola da başvuruldu. Moğol Ögedey Kağan'a elçi gönderip barış yaptı.
Alâeddin Keykubad, saltanatı zamanında Türkiye Selçuklu Devletini, Moğol istilâ
ve zulmünden korudu. Alâeddin Keykubad, 1 Haziran 1237 tarihinde Kayseri'de
vefat etti. Yerine İzzeddin Kılıç Arslan'ı veliaht tayin etmesine rağmen, büyük
oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev tahta geçti.

II. Gıyaseddin Keyhüsrev (1237-1246), Moğollara Kösedağ'da yenilince
(Temmuz-1243), devletin yıkımı başladı. Kösedağ bozgunundan, Anadolu Selçuklu
Devletinin yıkılışına kadar olan devrede (1243-1308), Selçukluları büsbütün
sindirmek için, Moğol faaliyet ve zulmü devam etti. 1259'da, Kızılırmak hudut
olmak üzere devletin ikiye ayrılması, 1262'de Karamanlılar'ın isyan ederek
Konya üzerine yürümeleri, 1276'da Moğollara karşı Hatıroğlu İsyanı, 1277'de
Mısır Memlûk Sultanı Baybars'ın, Hatıroğlu'nu desteklemek için Anadolu'ya girip
Kayseri'ye kadar gelmesi, Karamanoğlu Mehmet Bey'in 1277'de Konya'da yeni bir
sultanı tahta çıkartma girişimiyle, Cimri hadisesi gibi çeşitli siyasî,
ekonomik ve sosyal çalkantılar meydana geldi. Anadolu Selçuklu Devletinin
çöküşü başlayınca, Moğol zorbalığının önüne geçmek için Türk beyleri ve Anadolu
halkının yer yer mücadelesi görüldü. Çökmekte olan devletin yıkıntıları
üzerinde çeşitli Oğuz boyları, Türkmen ve kumandanlar, beylikler kurmaya
başladı. Bu beyliklerden, Bizans hududunda kurulan Osmanlı Beyliği'nin, Batı
Hıristiyan âlemine açık fütuhat cephesiyle diğerlerinden farklı stratejik
mevkide bulunması; o yönde sürekli genişleme imkânı bulduğu gibi, dar ve
sıkışık beyliklerin reislerine yerine göre dostça, bazen de baskı yaparak,
bütün Anadolu'yu kendi idaresinde toplamasını, 20. yüzyılın başlarına kadar üç
kıtaya hakim olmasını sağladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://asiklikoyu.tr.cc
 
Anadolu (Türkiye)Selçuklu Devleti
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ÜLKÜCÜLER - 4 - (Ülkücülerin istediği Türkiye ve Dünya)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ :: KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-TARİH :: Cok Yonlu Tarih-
Buraya geçin: