AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ

iyi vakit gecirmeniz dilegiyle...
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Oğuzlar, Oğuz Boyu

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 88
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 31/05/08

MesajKonu: Oğuzlar, Oğuz Boyu   Çarş. Haz. 04, 2008 4:09 am


Oğuzlar, Oğuz Boyu




Bugün; Türkiye, Balkanlar, Âzerbaycan, İran,
Irak ve Türkmenistan’da yaşayan Türklerin ataları olan büyük bir Türk boyu.
Oğuzlara, Türkmenler de denir.
Oğuz kelimesinin türeyişiyle ilgili çeşitli fikirler ileri sürülmüştür.
Kelimenin boy, kabile mânâsına gelen “Ok” ve çokluk eki olan “z”nin
birleşmesinden “Ok-uz” (oklar, koylar) anlamında olduğu ileri sürüldüğü gibi,
oyrat (haşarı, yaramaz) kelimesinin eş anlamlısı olduğunu iddiâ edenler de
vardır. Ancak kelime, Anadolu ağızlarında “halim selim, ağırbaşlı” mânâlarına
da kullanılmaktadır. Arap kaynaklarında ise “guz” veya “uz” şeklinde
geçmektedir.

İlk zamanlar Üçok ve Bozok adlarıyla iki ana kola ayrılmış olan Oğuzlar, daha
sonraki devirlerde, Dokuz Oğuz, Altı Oğuz, Üç Oğuz adlarında boylara da
ayrıldılar. Oğuzlar, yirmi dört boydan meydana gelmişti. Bunlardan on ikisi
Bozok, on ikisi Üçok koluna bağlıydı. Tarihçiler, hazırladıkları cetvellerde
Oğuz boylarının adlarını, sembollerini ve ongunlarını (armalarını)
göstermişlerdir. Buna göre, Bozoklar; Kayı, Bayat, Alka Evli, Kara Evli, Yazır,
Dodurga, Döğer, Yaparlu, Afşar, Begdili, Kızık, Kargın; Üçoklar ise; Bayındır,
Peçenek, Çavuldur, Çepnî, Salur, Eymur, Ala Yundlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz,
Yıva, Kınık boylarına ayrılmışlardı. Bugün Türkiye’de yirmi dört Oğuz boyuna
ait işaret ve yer adlarına çok rastlanmaktadır.

Oğuz adına ilk defa Yenisey Kitabelerinde rastlanmaktadır. Barlık Irmağı
yöresinde bulunan bu kitabelerde; “Altı Oğuz budunda” sözü yer almaktadır. Öz
Yiğen Alp Turan adlı bir beye ait olan bu kitabelerin yazıldığı devirde,
Oğuzlar, Göktürkler'in hakimiyeti altında altı boy hâlinde Barlık Irmağı
kıyılarında yaşamakta idiler.

Altıncı yüzyıldan itibaren Göktürklerin idaresinde toplanan Türk kabilelerinden
bir kısmı gibi Oğuzlar da kendi aralarında birlik kurarak Tula-Selenga
ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz Kağanlığını meydana getirdiler. Göktürk
kağanlığının, Kutlug Şad (İlteriş Kağan) tarafından 682’de ikinci defa
kurulmasından sonra, Göktürkler, hâkimiyetlerini kabul etmeyen Oğuzlar üzerine
yürüdüler. Tula Irmağı kıyısında yapılan kanlı bir savaşta, Oğuzlar yenildiler.
Fakat, Göktürklerin hâkimiyetini kabul etmediler. İlteriş Kağan, Oğuzlar
üzerine birçok sefer düzenledi ve Baz Kağanı öldürdü. Oğuzların merkezi Ötüken
ve çevresini ele geçirdi. Bu yenilgi karşısında İlteriş Kağan’ın hâkimiyetini
kabul etmek zorunda kalan Oğuzlar, Göktürklerin Kırgız seferine katıldılar.
Göktürk hakanlarından Bilge Kağan zamanında isyan ettiler. Bir sene içinde bir
kaç defa harbe giren Oğuzlar; yenilerek, geri çekildiler. Daha sonra
Dokuz-Tatarlar ile ittifak kurarak Göktürklerle mücadele ettilerse de yine
bozguna uğrayarak, Çin taraflarına göç ettiler. Bir müddet sonra tekrar eski
yurtlarına döndüler. Bu mücadelelerde zayıflayan Göktürkler, 745’te Uygurlar
tarafından yıkıldı. Bu esnada Uygurlara yardım eden Oğuzlar, Uygur Devletinin
dayandığı başlıca boylardan biri oldu. Uygurlarla birlikte Basmıl ve
Karluklar'a karşı savaştılar. Fakat zaman zaman Uygurlara karşı da isyan
etmekten geri durmadılar. Eski müttefikleri Dokuz-Tatarlar ile birleşerek Uygur
Kağanı Moyunçur’a karşı cephe aldılar. Zaman zaman Çin’e gittiler. Daha sonra
Çin’den çıkarak eski yurtlarına döndüler. Uygur Devletinin yıkılması üzerine
batıya göçerek Sir Derya (Seyhun) kıyılarına ve onun kuzeyindeki bozkırlara
yerleştiler. Onuncu yüzyılda, göçebe hayatı yanında, yerleşik bir hayat sürmeye
de başladılar. Göçebe Oğuzlar, daha ziyade koyun, at, deve, sığır
yetiştiriciliği ve ticaretle uğraşıyorlardı. Yerleşik Oğuzlar ise, Sabran
(Karacuk), Suğnak, Karnak, Sütkent gibi şehirlerde oturuyorlardı. Onuncu asırda
henüz Müslüman olmamış olan Oğuzlar, inanışları gereği bir takım ibadet ve
âyinleri yerine getiriyorlardı. Ancak yaşayış bakımından İslâmiyet'e uygun tarafları
vardı. Soy temizliğine ehemmiyet verirlerdi. Bilhassa zina gibi suçların cezası
ölümdü.

Onuncu asrın başlarında Oğuzlar, Mâverâünnehir çevresinde yerleşip, Yabgu
denilen hükümdarın idare ettiği bir devlet kurdular. Devlet ve millet işlerinin
bir mecliste istişare edildiği ve subaşı denilen ordu kumandanı, Yabgu’nun
vekili ve nâibi olan tegin, İnal ve Tarkan unvanlarını taşıyan memurlar vardı.
Oğuzların bu sıradaki başşehirleri, Sir Derya kıyısındaki Yeni Kent idi. Yabgu
Devleti zamanında Oğuzlar, Üçok ve Bozok diye iki kısma ayrılmışlardı.

Onuncu asrın sonlarında İslâm dînini kabul ederek iyice güçlenen Oğuzlar,
komşuları Peçenekler ve Hazarlar ile savaşlar yaparak onları yendiler. Fakat
11. yüzyılın ortalarında, Oğuzların İslâm dînini kabul etmemiş olan bir kısmı,
Kıpçaklar'ın baskısıyla yurtlarını terk ederek Karadeniz’in kuzeyinden Tuna
boylarına, oradan da Balkanlara indiler. İslâm dînine girmedikleri için
etraflarını saran Hıristiyan devletlerin baskısıyla kısa zamanda benliklerini
kaybederek, örf, an’ane ve geleneklerini unuttular. Eriyip, yok oldular. Geri
kalanları da Bizans hizmetine girdiler. 1071’de yapılan Malazgirt Meydan
Muharebesi'ne Bizanslıların yanında katıldılar. Fakat çok geçmeden Selçuklular
tarafına geçtiler.

İslâm dînini kabul eden Selçuk Bey’in idaresindeki Oğuz boyları ise, Oğuz Yabgu
Devleti hükümdarının, kendilerine kötülük yapacağından çekinerek, yurtlarından
ayrılıp İslâm diyarı olan Horasan taraflarına gittiler. Mâverâünnehir’de kalan
diğer Oğuz boyları da, Kıpçakların hücum ve baskıları sonunda dağıldılar.
Böylece Oğuzlar Devleti yıkıldı. Yerlerinde kalan Oğuzlar ise Karaçuk dağları
bölgesinde, Mangışlak’da ve Seyhun Nehri kıyılarında yerleştiler. Daha sonra
Karahıtayların ve Karlukların baskısı netîcesinde, Horasan’a gelip Selçuklulara
tâbi oldular.

Selçuk’un büyük oğlu Arslan İsrâil, Horasan’da hâkimiyet kurup, diğer Oğuz
boylarını idaresi altında topladı. Daha sonraları, Tuğrul ve Çağrı Beyler
idaresindeki Selçuklular, Sâmânoğulları ile ittifak kurarak, Karahanlılar'a ve
Gazneliler'e karşı mücadele ettiler. Selçukluların başarılı idareleri sebebiyle
pekçok Oğuz boyu onların hâkimiyetinde toplandı. Birçokları yerleşik hayata
geçti.

Selçuklu Devletinin kurulmasında esas rolü oynayan Oğuzlar ve diğer Oğuz
boyları, 11. yüzyılın ikinci yarısından itibaren akın akın İran, Irak, Anadolu
ve Suriye’ye doğru yayıldılar. Selçuklu Devletinin sınırlarını Ceyhun Nehrinden
Akdeniz’e kadar genişlettiler. İslâmiyet'i kabul etmeden önce dünyevî maksatlar
ve kuru cihangirlik için çalışan, harp eden ve soylarının temizliğiyle tanınan
Oğuzlar, İslâm dînini kabul ettikten sonra, Allahü teâlânın yüce dîni olan
İslâmiyet'i yaymaya gayret ettiler. Gittikleri yerlerde doğruluğun, adaletin,
ilmin ve medeniyetin savunuculuğunu yaptılar. İnsanlara hizmet etmek, ilmin ve
medeniyetin yayılmasını sağlamak için pekçok cami, medrese, kervansaray, hamam
ve köprü yaptırdılar. Büyük Selçuklu, Türkiye Selçukluları, Akkoyunlular,
Salgurlular, Artukoğulları, Karamanoğulları, Ramazanoğulları, Dulkadiroğulları ve
Osmanlı devletlerini kurarak İslâm dîninin yayılmasına hizmet ettiler.
İslâmiyet'in ve Müslümanların yok edilmesi için çalışan Haçlılara karşı parlak
zaferler kazandılar. İslâmiyet'e, ilme ve adalete karşı olan ortaçağ
Avrupa’sına pekçok yenilikleri götürdüler. Dokuz yüz sene boyunca, kurdukları
devletlerin sınırları içinde yaşayan bütün unsurlara karşı İslâm dîninin
emirleri doğrultusunda hareket ederek, hizmet ettiler. Bugün Türkiye,
Âzerbaycan, İran, Türkmenistan, Afganistan, Irak ve Suriye’de yaşayan Türkler,
Oğuzların neslindendir.

Oğuz teşkilâtı, yirmi dört boyun çıkardığı sülâleler ve meşhûr şahsiyetleri:

Boz-Oklar: Dış Oğuzlar da denip, Sağ kolu teşkil ederler. (Bkz. Oğuz Kağan
Destanı)

1. Gün-Alp/Gün-Han: Sembolü şâhin. Oğulları: a) Kayıg/Kayı-Han: “Sağlam, berk”
mânâsındadır. Üç kıta ve yedi denize altı yüz yıldan fazla hâkim olan Osmanlı
sülâlesi bu boydandır. Kayı Boyundan Ertuğrul Gâzi ve her biri birer müstesnâ
şahsiyete sâhip, çoğu dâhî, cihangir, kumandan, şâir ve sanatkâr olan Osmanlı
sultanları, Kayı Han neslinin kıymetini göstermeye kâfidir. b) Bayat:
“Devletli, nîmeti bol” mânâsındadır. Maraş ve çevresine hâkim olan
Dulkadiroğulları, İran’da Kaçarlar, Horasan’da Kara Bayatlar, Maku ve
Doğubeyazıt hanları, Kerkük Türkmenlerinin çoğu, bu boydandır. Dede Korkut
kitabını 1480’de Hicaz’da yazan Tebrizli Hasan ve meşhûr şâir Fuzûlî bu
boydandır. c) Alka-Bölük/Alka-Evli: “Nereye varsa başarı gösterir”
mânâsındadır. Türkiye ve Âzerbaycan’daki Alaca, Alacalılar adı taşıyan yerler
bu boyun hatırasıdır. d) Kara-Bölük/Kara-Evli: “Kara otağlı (çadırlı)”
mânâsındadır. Karalar ve karalı gibi coğrafî yer adları bunlardan kalmadır.

2. Ay-Alp/Ay-Han: Sembolü kartal. Oğulları: a) Yazgur/Yazır: “Çok ülkeye hâkim”
mânâsındadır. Ab-Yabgu devrindeki Yenibent Yabguları, Batı Türkistan’daki Cend
Emirleri, Kara-Daş denilen Horasan Yazırları, Ahıska’dan aşağı Kür boyundaki
Azgur-Et (Azgur Yurdu) Kalesi, Kürmanç Kürtlerinin Azan Boyu, Toroslardaki
Gündüzoğulları Hanedanı bu boydandır. b) Tokar/Töker/Döğer: “Dürüp toplar”
mânâsındadır. Yenikentli Vezir Ayıdur, Harput-Diyarbakır-Mardin hâkimleri,
Artuklular, Sincar-Siverek, Suruç arasında hâkim eski Caber Beyleri, Memluklar
devrinde Halep Döğeriyle Hama Döğerleri, bugünkü Mardin-Urfa arasında yirmi
dört oymaklı Kürt Döğerleri, Hazar Denizi doğusundaki Saka Boyu Takharlar;
Şavşat’taki Ören kale, To-Kharis ve Malatya’nın Tokharis bucağı, Dağıstan’daki
Digor ve Kars ve Arpaçay sağındaki Digor kazası bu boydan hatıradır. c)
Totırka/Dodurga/Dödürge: “Ülke almak ve hanlık yapmak” mânâsındadır. Sivas
doğusundaki Tödürgeler bu boydandır. d) Yaparlı: “Misk kokulu” mânâsındadır.
Zaza Çarekliler ve misk ticareti yapan Yaparı Oymağı bu boydandır. Yaparı
Oymağının Akkoyunlu ve Giraylı camilerinin mihrap duvar harcına bu güzel ıtriyattan
kattıklarından hâlâ hoş kokmaktadır. Diyarbakır ve Kırım’da hatıraları vardır.

3. Yıldız-Alp/Yıldız Han: Sembolü tavşancıl. Oğulları: a) Avşar/Afşar: “Çevik
ve vahşî hayvan avına hevesli” mânâsındadır. Hazistan Beyleri, Konya’daki
Karamanoğulları, İran’daki Avşarlı Nâdir Şah ve hanedanı, Ürmiye ve Horasan
Afşarları bu boydandır. b) Kızık: “Yasakta pek ciddi ve kuvvetli” mânâsındadır.
Gaziantep, Halep ve Ankara çevresindeki Kızıklar, Doğu Gürcistan’da ve Şirvan
batısındaki ovaya Kızık adını verenler bu boydandır. c) Beğdili: “Ulular gibi
aziz” mânâsındadır. Harezmşahlar, Bozok/Yozgat-Raka/Halep çevresindeki
Beğdililer, Kürmanç Badılları bu boydandır. d) Karkın/Kargın, “Taşkın ve
doyurucu” mânâsındadır. Akkoyunlu-Dulkadiroğlu ve Halep-Hatay bölgesindeki
Kargunlar, Doğu Anadolu ve Âzerbaycan’daki ilkbaharda eriyen karların suları
ile kopan sel ve su kabarmasına da Kargın/Korkhun denilmesi bu boyun
adındandır.

Üç-Oklar: İç Oğuzlar da denilip, sol kolu teşkil ederler.

1. Gök-Alp/Gök Han: Sembolü sungur. Oğulları: a) Bayundur/Bayındır: “Her zaman
nîmetle dolu yer” mânâsındadır. Akkoyunlular sülâlesi, İzmir’den
Âzerbaycan’daki Gence’ye kadar Bayındır adlı yerler bu boydan gelir. b)
Beçene/Beçenek/Peçenek: “İyi çalışkan, gayretli” mânâsındadır. Karadeniz kuzeyi
ile Balkan Yarımadasına göçen ve 1071 Malazgirt ile 1176 Miryokefalon Meydan
Muhârebelerinde Bizanslılardan ayrılarak Selçuklular safına geçen Peçenekler,
Dicle Kürmançlarının iki ana kolundan güneydeki Beçene Kolu, Ankara-Çukurova
Halep bölgelerindeki Türkmen oymaklarından Peçenekler bu boydandır. c)
Çavuldur/Çavındır: “Ünlü, şerefli, cavlı” mânâsındadır. Türkmenistan’da
Mangışlak Çavuldurları, Çorum çevresindeki Çavuldur ve Anadolu’daki Çavdar
Türkmen oymakları, Erzurum ve çevresindeki Çoğundur adlı köyler bu boyun
adından gelmektedir. d) Çepni: “Düşmanı nerede görse savaşıp hemen çarpan,
vuran ve hızlı savaşan” mânâsındadır. Rize-Sinop arasındaki çok usta demirci
Çepniler ve Çebiler, Kırşehir, Manisa-Balıkesir çevresindeki ve Kars ile Van
bölgelerinde Türkmen Oymağı Çepniler bulunmaktadır.

2. Dağ-Alp/Dağ Han: Sembolü uçkuş. Oğulları: a) Salgur/Salur: “Vardığı yerde
kılıç ve çomağı ile iş görür” mânâsındadır. Kars ve Erzurum hâkimi Salur Kazan
Han Sülâlesi, Sivas-Kayseri hükümdarı âlim ve şair Kadı Burhâneddin Ahmed ve
Devleti, Fars Atabegleri, Salgurlular, Horasan’daki Teke-Yomurt ve Sarık adlı
Türkmenlerin çoğu bu boydandır. b) Eymür/Imır/İmir: “Pek iyi ve zengin”
mânâsındadır. Akkoyunlu, Dulkadirli ve Halep Türkmenleri içindeki Eymürlü/İmirlü
oymakları, Çıldır ve Tiflis’teki iyi halıcı ve keçeci Terekeme Oymağı bu
boydandır. c) Ala-Yontlup/Ala-Yundlu: “Alaca atlı, hayvanları iyi”
mânâsındadır. Yonca kelimesi bu boyun hatırasıdır. d) Yüregir/Üregir: “Daima
iyi iş ve düzen kurucu” mânâsındadır. Orta Toros ve Çukurova Üç-Oklu
Türkmenlerinin çoğu, Adana’daki Ramazanoğulları bu boydandır.

3. Deniz Alp/Deniz Han: Sembolü çakır. Oğulları: a) Iğdır/Yiğdir/İğdir:
“Yiğitlik, büyüklük” mânâsındadır. İçel’in Bozdoğanlı Oymağı, Anadolu’da
yüzlerce yer adı bırakan İğdirler, İran’da büyük Kaşkay-Eli içindeki İğdirler
ve Iğdır adı, bu boyun hâtırasıdır. b) Beğduz/Bügdüz/Böğdüz: “Herkese tevâzu
gösterir ve hizmet eder mânâsındadır. Dicle Kürtleri ilbeği olup, Hazret-i
Peygamber’e elçi giden (622-623 yılları arasında Medîne’ye varan), Bogduz-Aman
Hanedanı temsilcisi ve Kürmanç’ın iki ana kolundan Bokhlular/Botanlar,
Yenikent-Yabgularından onuncu yüzyıldaki Şahmelik’in Atabegi Kuzulu, Halep
Türkmenlerinden Büğdüzler bu boydandır. c) Yıva/Iva: “Derecesi hepsinden üstün”
mânâsındadır. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşâh (1072-1092) devrinde Suriye ve
Filistin’i feth eden Atsız Beğ, 12. yüzyılda Hemedân batısında Cebel bölgesi
hâkimleri Berçemeoğulları, Haçlıları Halep çevresinde yenen Yaruk Beg,
Güney-Âzerbaycan’daki Kaçarlu-Yıva Oymağı bu boydandır. Ankara’da çok makbul
yuva kavunu bu boyun yerleştiği ve adları ile anılan köylerde yetişir. d)
Kınık: “Her yerde aziz, muhterem” mânâsındadır. Büyük ve Anadolu Selçuklu
devletleri, Orta Toroslardaki Üçoklu Türkmenler, Halep-Ankara ve Aydın’daki
Kınık Oymakları bu boydandır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://asiklikoyu.tr.cc
 
Oğuzlar, Oğuz Boyu
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ :: KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-TARİH :: Cok Yonlu Tarih-
Buraya geçin: