AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ

iyi vakit gecirmeniz dilegiyle...
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Londra Konferansları ve Antlaşmaları

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 88
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 31/05/08

MesajKonu: Londra Konferansları ve Antlaşmaları   Çarş. Haz. 04, 2008 3:58 am

Londra Konferansları ve Antlaşmaları


Osmanlı
Devletinin son yüz senelik döneminde Londra’da değişik tarihlerde
yapılan konferans ve antlaşmalar. Osmanlı Devleti, bunlardan bir
kısmına katılmadığı halde, dolaylı olarak kendisini ilgilendirmiştir.
İngiltere, uzun vadeli siyasî faaliyetleri neticesinde, dünyanın
çeşitli bölgelerinde pek çok sömürgeler kurmuştur. Böylece 19. asrın
başlarından itibaren dünya siyasetinde önemli derecede söz sahibi
olmaya başladı. Bu bakımdan, 19 ile 20. yüzyıllarda yapılan birçok
konferans ve antlaşmalar Londra’da yapıldı.
Londra Antlaşması (6
Temmuz 1827): Mora’daki Yunan ayaklanmasını desteklemek, Yunanistan’da
bağımsız bir idare kurulmasını sağlamak gayesiyle İngiltere, Fransa ve
Rusya arasında imzalanan antlaşma. 1827’de batılı devletlerin tahriki
ile, Yunanlılar, Mora’da büyük bir isyan başlattılar. Osmanlı Devleti,
isyanı bastırmak için Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'dan yardım
istedi. Yardım gerçekleşip isyan tamamen bastırılmak üzere idi. Bu
durum, Mehmed Ali Paşanın Akdeniz’de güçlenmesi ile neticelenecekti.
İngiltere, kendi aleyhine böyle bir durumun gelişmesini engellemek için
derhal harekete geçti. “Mısır kuvvetleri zulmediyor, buna son
vereceğiz” diyerek, Petersburg’da Çar hükümeti ile 1826’da bir görüşme
yaptı. Bu görüşme sonunda bir protokol imzalandı. Bu protokol,
Yunanistan’ın Osmanlı’dan koparılması ve bağımsız bir Yunan Devleti
kurulması için ilk adımdı. Aldıkları karara göre, Yunanistan, Osmanlı
Devletine sadece vergi ile bağlı yeni bir devlet olacaktı. Türkler ise
Yunanistan’dan tamamen çıkartılacaktı. İngiltere ve Rusya, bu protokolü
Avusturya, Fransa ve Prusya’ya bildirdi. Avusturya ve Prusya karşı
çıktılar ise de, Fransa kabul etti. Bundan sonra Londra’da İngiltere,
Rusya ve Fransa arasında görüşmeler başladı. Varılan antlaşma
neticesinde (6 Temmuz 1827) Osmanlı Devleti, Petersburg protokolünü
benimseyip, müstakil bir Yunan Devletinin kurulmasını kabul ederse,
Mora’da isyan çıkaran asiler ile Osmanlı Devleti arasında bir anlaşma
yapılacak, kabul etmediği takdirde, protokolü imzalayan müttefik
devletler, isyancılara yardım edecekler ve isteklerini kabul ettirmek
için Osmanlı Devletine baskı yapacaklardı. Bu isteklerini bir nota ile
Osmanlı Devletine bildirdiler. Bu hareket, Osmanlı Devletinin iç
işlerine bir müdahale olduğundan reddedildi ise de, iş, Osmanlı-Mısır
donanmasının yakıldığı Navarin Baskını (20 Ekim 1827) ile neticelendi.
Fransızlar, Mora’yı işgal ettiler. Bir taraftan da Osmanlı-Rus Harbi
çıktı ve Osmanlı Devletinin aleyhine neticelendi.

Londra
Antlaşması (3 Şubat 1830): Yeni kurulan Yunan Devletinin sınırlarını
tespit etmek üzere İngiltere, Rusya ve Fransa arasında varılan
antlaşma. Osmanlı donanmasının Navarin’de yakılması, ordularının
1828-29 Rus Savaşında mağlubiyete uğraması ve nihayet Mehmed Ali Paşa
İsyanı ile karşı karşıya kalması neticesinde, Yunanistan’a bağımsızlık
yolu açılmış oldu. Yunanistan’ın tam bağımsız bir duruma gelmesi,
bilhassa İngiltere için büyük çıkar sağlayacaktı. Bu sebeple İngiltere,
Avrupa devletlerine, Yunanistan’ın bağımsızlığı teklifini yaptı. Bunun
üzerine, 3 Şubat 1830’da Londra’da toplanan delegeler, yaptıkları
antlaşmalar neticesinde Yunanistan’a tam bağımsızlık tanıdılar. Bu
durumu Osmanlı Devletine de bildirdiler. Osmanlı Devleti, o zamanki
şartlarda bunu kabul etmek durumunda kaldı.

Londra Antlaşması
(15 Temmuz 1840): Mısır meselesine bir çözüm getirmek üzere İngiltere,
Rusya, Avusturya ve Prusya devletleri arasında, Londra’da yapılan
antlaşma. Bu antlaşma, o sırada Osmanlı Devletine baş kaldıran Mısır
Valisi Mehmed Ali Paşayı, barışa zorlamak maksadı ile yapılmıştı ve
daha çok bu devletlerin çıkarlarını ilgilendiriyordu. Antlaşmaya göre
Mısır, babadan oğula geçmek üzere, Güney Suriye ve Akka da kayd-ı hayat
şartıyla Mehmed Ali Paşaya bırakılıyor ve işgal ettiği diğer yerlerden
çıkması isteniyordu. Şâyet on gün içerisinde antlaşma şartlarını yerine
getirmezse, Mısır zorla elinden alınacaktı. Mehmed Ali Paşa, Fransa’nın
desteğine güvenerek bu teklifi reddetti. Hattâ İstanbul üzerine hücum
edeceğini bildirdi. Bunun üzerine Osmanlı ve müttefikleri harekete
geçti.

Mehmed Ali Paşa, savunmada kalmayı tercih etti. Oğlu
İbrâhim Paşa, Suriye sınırı ile Suriye kıyılarını savunmak için
ordusunu dağınık tutmak zorunda kaldı. Bu arada Lübnan halkı, Mehmed
Ali Paşaya karşı ayaklandı. 11 Ağustos 1840’ta İzzet Mehmed Paşa
komutasındaki Osmanlı, İngiliz ve Avusturya Harp gemilerinden meydana
gelen filo, Beyrut önlerinde Mısır gemilerini yakıp Beyrut’u topa
tuttu. Bir ay sonra Beyrut, Sayda ve Sur şehirleri, müttefiklere teslim
oldu. Kasım’da da Akka kurtarıldı. Mısır ordusu için önemli bir üs olan
Akka alınınca, Mısır ordusu Suriye’yi tamamen boşaltmak zorunda kaldı.
Mehmed Ali Paşa, Fransa’ya güvenmenin boş olduğunu anladı. Direnmekten
vazgeçti. 25 Kasım 1840’ta Amiral Nopier komutasında bir İngiliz
donanması, İskenderiye önlerine geldi. Mehmed Ali Paşaya, antlaşma
teklif etti. Suriye’yi istemekten vazgeçmesi ve Osmanlı donanmasını
geri vermesi hâlinde, babadan evlâda geçmek şartıyla, Mısır kendisine
bırakılacaktı. Bu teklif kabul edilmediği takdirde, İskenderiye
bombardıman edilecekti. Mehmed Ali Paşa, Suriye’yi zaten kaybetmişti.
Ordusunun komutanı, oğlu İbrahim Paşadan hiç haber alamıyordu.
Fransa’nın yardımından da ümidi kesilmişti. Bu sebeplerle İngiliz
amiralinin tekliflerini kabul ederek, antlaşma yaptı.

Osmanlı
Devleti, bu antlaşmadan memnun olmadı. Harbe devam edip Mehmed Ali
Paşanın yerine başka bir valinin tayinini istiyordu. İngiltere’nin
ısrarı üzerine kabul etti. Neticede, yedi seneden beri süren
Osmanlı-Mısır anlaşmazlığı tamamen halledildi. Mehmed Ali Paşa,
Suriye’yi kaybetti. Fakat, Mısır’ı da evlâtlarına intikal etmek üzere
kazandı (Bkz. Hidivlik).

Londra Konferansı (17 Ocak 1871):
Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Almanya, İtalya, Avusturya, Fransa
arasında imzalanan ve Karadeniz’in tarafsızlığına son veren konferans.
Osmanlı Devleti, bu konferansta, Londra’daki elçisi Musurus Paşa
tarafından temsil edildi. Uzun süren tartışmalardan sonra, delegeler
görüş birliğine vardılar ve 30 Mart 1856’da yapılan Paris
Antlaşması'nın sınırlayıcı hükümlerini değiştirdiler. Buna göre Osmanlı
Devleti, Çanakkale ve İstanbul boğazlarını barış zamanında dost ve
müttefik devletlerin harp gemilerine açmak hususunda serbest bırakıldı.

Karadeniz, eskiden olduğu gibi, bütün devletlerin ticaret gemilerine açık hâle getirildi.

İlave
edilen bir madde ile, Londra Konferansına katılan devletler, 30 Mart
1856 senesinde yapılan Paris Antlaşmasının bu yeni antlaşma ile
kaldırılmamış olan hükümlerini ve ilave edilen maddelerini tasdik ve
teyid ettiler.

Bu antlaşma neticesinde, Rusya, 1856’daki Paris
Antlaşması ile Karadeniz’deki hükümranlık haklarını sınırlayan
hükümlerden kurtuldu. Rusya, bu başarısını, Kırım Harbi'nin bir
intikamı gibi değerlendirdi. Çünkü Kırım Harbinin neticesinde kabul
etmek zorunda kaldığı şartları, diplomatik ve politik yollarla
kaldırmış oldu. Osmanlı Devleti ise, Rusya’nın antlaşmadaki
isteklerini, Boğazlar için de yapacağı endişesinden kurtulduğu için
memnundu. Çünkü 1856 Paris Antlaşmasına göre Osmanlı Devleti,
Boğazları, dost ve müttefik devletlerin harp gemilerine barış zamanında
açabilecekti. Bu husus, Rusya’nın müdahalesi dışında kaldı.

Londra
Konferansı ve Antlaşması (1912-1913): Balkanlarda ortaya çıkan bunalımı
halletmek ve mevcut barışı korumak için, 17 Aralık 1912’de Londra’da,
devletler arası, büyükelçiler konferansı yapıldı. Bu konferansta iki
mesele üzerinde duruldu. Biri Osmanlı Devleti ile Balkan devletleri
arasındaki sınırı ve barış esaslarını tespit etmek, ikincisi ise
Osmanlı Devletinden alınan toprakların Balkan devletleri arasında
paylaşılmasından doğan ve bu sebeple büyük devletleri karşı karşıya
getiren anlaşmazlığı halletmekti.

Konferansta yapılan görüşmeler
sırasında Yunanistan, Ege adalarından; Karadağ İşkodra’dan; Bulgaristan
da Edirne’den çekilmek istemiyordu. Osmanlı Devleti ise, Edirne’yi
bırakmamakta kararlı idi. Rusya ile Avusturya arasındaki gerginlik de
giderilemiyordu. Ayrıca Rusya, Kafkasya’ya asker yığmaya ve Anadolu’yu
tehdit etmeye başladı. Almanya, buna mâni oldu. Bu hâdiseler sebebiyle
konferans uzun sürdü ve neticesiz kaldı. Bunun üzerine Balkan
Savaşı'nın yeniden başlamaması için, büyük devletler, 17 Ocak 1913’te
Osmanlı Devletine ortak bir nota verdi. Bu notada, Edirne’nin Balkan
devletlerine terkini ve Ege adaları hakkında verilecek kararın
kendilerine bırakılmasını istediler. Aksi takdirde çıkacak savaşta,
Osmanlı Devletinin güç duruma düşeceğini bildirdiler. Büyük devletler,
böylece, Balkan Savaşı başlamadan hemen önce, bu savaş sonrasında
Edirne ve Ege adaları bölgesinde durumun değişmeyeceği garantisini bir
tarafa bırakarak, Balkan devletlerini desteklediklerini ve sınır
değişikliğini kabul ettiklerini açıklamış oldular.

Bu sırada
Osmanlı Devletinde yeni hâdiseler vuku buldu. Yenilgi ve gelişen siyasî
hâdiseler, Kâmil Paşa hükümetini yıpratmıştı. Bu durumdan istifade eden
İttihat ve Terakki Fırkası, 23 Ocak 1913’te Bâbıâlî’ye baskın yaparak
iktidarı ele geçirdi. Mahmud Şevket Paşa'nın başkanlığı altında yeni
bir hükümet kuruldu. Hükümet, büyük devletlerin verdiği notayı
reddetti. Bunun üzerine 3 Şubat 1913’te, Osmanlı Devleti ile Balkan
devletleri arasında savaş başladı. Fakat İttihat ve Teraki hükümeti, bu
savaşta başarı sağlayamadığı gibi, düşmana karşı kendi savunmasını
yapan İşkodra, Karadağlıların eline geçti. Yanya, Yunanistan; Edirne de
Bulgaristan tarafından işgal edildi.

Osmanlı Devleti, bu durum
karşısında, büyük devletlerle yeniden barış görüşmelerine başlanmasını
istedi. Bu istek üzerine, 30 Mayıs 1913’de Londra Barış Antlaşması
imzalandı.

Bu antlaşma neticesinde Osmanlı Devleti, Midye-Enez
hattının batısında kalan bütün topraklarını Balkan devletlerine
bırakmak durumunda kaldı. Bu topraklar, Balkan devletleri arasında
paylaşıldı. Ege adaları hakkındaki karar, büyük devletlere bırakıldı.
Bulgaristan ise, Ege adalarına açılmakla büyük devlet hâline geliyordu.
Yunanistan da, Selânik şehrini alarak sınırlarını genişletti. Ege
Denizine yerleşmek için, önemli derecede imkânlar kazandı. Diğer
taraftan Sırbistan da genişlemeye başladı.

30 Mayıs 1913’te
yapılan Londra Antlaşmasının bütün bu neticeleri, Balkan devletlerini
memnun etmedi. Bölgede yeni hâdiselere sebep oldu. (Bkz. Balkan
Savaşları)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://asiklikoyu.tr.cc
 
Londra Konferansları ve Antlaşmaları
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» İstikşaf Çalışmaları-1
» Necip Fazıl KISAKÜREK ile Nazım Hikmet RAN'ın karşılaştırması

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ :: KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-TARİH :: Cok Yonlu Tarih-
Buraya geçin: