AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ

iyi vakit gecirmeniz dilegiyle...
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Paris Antlaşması

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 88
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 31/05/08

MesajKonu: Paris Antlaşması   Çarş. Haz. 04, 2008 3:51 am

Paris Antlaşması

Kırım
Harbi'nden sonra, 30 Mart 1856 tarihinde, Osmanlı Devleti ile,
Avusturya, Fransa, İngiltere, Prusya, Rusya ve Sardunya (İtalya)
arasında, Fransa’nın başkenti Paris’te imzalanan sulh antlaşması.
On
dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında, dünyada iki büyük İslâm devleti
vardı. Birisi Osmanlı Devleti, ikincisi Hindistan’daki Gürgâniye
(Timuroğulları / Babürlüler) Devletiydi. Her iki devletin sultanları,
İslâm dînine bağlıydılar, hattâ İslamiyet'in bekçisiydiler. İslamiyet'i
yeryüzünden kaldırmak ve kendi sömürge siyasetini devam ettirmek
isteyen İngiltere, güçlü İslâm devletlerinin bulunmasını istemiyordu.
Bu sebeple İslamiyet'in bekçileri durumunda olan bu iki devleti yıkmak
için planlar hazırladı.

Önce Gürgâniye Devletini parçalamaya
karar veren İngiltere, böylece, Hindistan’daki Müslümanları başsız
bırakmayı ve Hindistan’ın hazinelerine, ticaretine hakim olmayı
planladı. Bunu da zaman içinde başardı.

İngiliz idarecileri,
planlarına mâni olacağından korktukları Osmanlı Devletini de devre dışı
bırakmaya çalıştılar. Osmanlılarla Rusları savaştırmaya gayret ettiler.
Avusturya ve Prusya, Osmanlı-Rus Savaşının önlenmesini istedilerse de,
İngilizler çeşitli vaadlerle elde ettikleri Mustafa Reşid Paşa'yı,
harbe teşvik ettiler. Yardım edeceklerine, zafer kazanacağına, böylece
Osmanlıların bir numaralı adamı olacağına inandırdılar. Mustafa Reşid
Paşa, Bâbıâlî’de 163 kişiyi toplayarak Rusya’ya karşı harp açılmasına
karar verdirdi. Bu kararı, bir hileyle, genç padişah Sultan Abdülmecid
Han'a da tasdik ettirdi. Böylece 1853 senesinde, Rusya’ya karşı harp
ilan edildi. İngilizler, Rus Çarı Birinci Nikola’nın, Kudüs’te
Katoliklere karşı Ortodoksları ayaklandırdığını ileri sürerek,
Rusların, Akdeniz’e inmesini istemeyen Fransa’yı da harbe soktular.
İngiltere ve Sardunya (İtalya) da Osmanlı Devletinin yanında harbe
katıldılar.

Kırım Harbi, Rusya’nın mağlûbiyetiyle sona erdi. 1
Şubat 1856’da, Viyana protokolü ve yapılacak sulhun ana hatları kabul
edildi. Savaş resmen sona erdi. Protokolde belirtilen esaslar
çerçevesinde, 25 Şubat 1856’da, Paris’te, Barış Konferansı açıldı. Bir
ay 4 gün süren ve 30 Mart 1856 târihinde imzalanan Paris Antlaşmasına
İngiltere, Fransa, Osmanlı Devleti, Rusya, Avusturya, Prusya ve
Sardunya devletleri katıldı. Konferansa Fransız delegesi Walewski
başkanlık etti. Osmanlı Devletini Sadrâzam Âlî Paşa ile Mustafa Reşid
Paşanın oğlu Paris büyükelçisi Mehmed Cemil Bey temsil ettiler.

Osmanlı Devleti, Kırım Harbinde galip devletler arasında bulunduğu halde, Paris Antlaşmasıyla siyasî yönden kayba uğradı.

34 madde olarak imzalanan Paris Antlaşması, şu hususları ihtiva ediyordu:

Antlaşmanın
tasdikinden itibaren müttefik devletleriyle Rusya arasındaki sulh,
devamlı kalacak. Taraflar aldıkları yerleri iade edecekler. Osmanlılar
ve diğer müttefik devletler, Rusya’ya Sivastopol, Balaklava, Kamış,
Gözleve, Kerç, Yenikale, Kılburnu’nu; Rusya ise Anadolu Cephesinde
işgal ettiği Kars’ı ve çevresinde işgal ettiği diğer yerleri Osmanlı
Devletine iade edecekler. Taraflar, harp suçlularına umumî af ilan
edecekler, esirler karşılıklı değiştirilecek. Osmanlı Devleti, Avrupa
hukukundan faydalanacak, Osmanlı Devletinin istiklâli ve toprak
bütünlüğü korunacak. Bâbıâlî’nin, 18 Şubat 1856 tarihinde, batılı
devletlerin teşvik ve baskılarıyla ilan ettiği, Osmanlı Devleti tebaası
olan gayrimüslim vatandaşlara yeni haklar ve imtiyazlar sağlayan
Islahat Fermanı, antlaşmaya taraf olan devletlerce tescil edilecek. Bu
devletler, padişah ve tebaası arasına girmeyecekler, Osmanlı Devletinin
iç işlerine karışmayacaklar. Boğazlarla ilgili 1841 Londra Antlaşması
aynen yürütülecek, Karadeniz tarafsız duruma getirilecek, bütün
devletlerin ticaret gemilerine açık, fakat savaş gemilerine devamlı
kapalı olacak. Osmanlı Devleti ve Rusya, Karadeniz’de donanma
bulunduramayacağı gibi, tersaneleri yıkıp, yenilerini yapamayacaklar.
Tuna Nehrinde ulaşım serbest olacak. Rusya tarafından terk edilecek
olan Tuna Nehri deltasının bir bölümü, Boğdan’a verilecek. Tuna’daki
gemi işletmeciliği, Avrupa devletlerinin muhafazasında olacak. Kırım,
Rusya’da kalmak şartıyla Besarabya’nın bir kısmı, Osmanlı himayesindeki
Boğdan beyliğine verilecek, Rusya, Tuna Nehri ağzından
uzaklaştırılacak; Eflâk ve Boğdan beylikleri, Osmanlı himayesinde
olmakla birlikte sahip oldukları imtiyaz ve haklar genişletilecek,
kanunlarını kendileri yapacaklar, millî bir ordu bulundurabilecekler.
Bu verilen imtiyaz ve haklar, antlaşmada imzası bulunan devletlerin
ortak garantisi altında olacak, hiçbir devlet bu beyliklerin iç
işlerine karışmayacaktı.

Sırbistan Prensliği, Osmanlı
hakimiyetinde kalmak şartıyla tarafların kefaletinde imtiyazlı olacak.
Devletlerin onayı alınmadan Osmanlı Devleti, Sırbistan’a hiçbir şekilde
asker sokamayacak, ancak, eskiden olduğu gibi birkaç Sırbistan
kalesinde Osmanlı askeri bulunabilecek.

Bu antlaşmaya bağlı
olarak, antlaşmaya katılan devletler arasında, 1841’de imzâlanan Londra
Antlaşmasını yenileyen Paris Boğazlar Sözleşmesi, Osmanlı Devletiyle
Rusya arasında Karadeniz’le ilgili Paris Antlaşması imzâlandı. Daha
sonra da yine Paris Antlaşmasına bağlı olarak, Osmanlı Devletiyle Rusya
arasında 5 Aralık 1857’de Rusya ile sınır antlaşması imzâlandı.

Paris
Barış Antlaşmasıyla, Kırım Harbine son verilmek suretiyle, Osmanlı
Devletinin daha fazla yıpranması önlendiyse de, Osmanlı hakimiyeti
altındaki Eflâk ve Boğdan ile Sırbistan’a muhtariyet verilmek
suretiyle, Osmanlı Devletinin hükümranlık hakları zedelendi ve devletin
bölgedeki nüfuzu azaldı. Osmanlı Devleti, doğrudan toprak kaybına
uğramadı, fakat siyasî ve ekonomik zarara yol açan dış borçlanma
sebebiyle, Avrupa’ya bağımlılığın kapısı açıldı. Antlaşmada, Avrupa
devletlerinin, Osmanlı Devletinin iç işlerine karışmamaları belirtilmiş
olmasına rağmen, daha sonraki zamanlarda bu antlaşmaya dayanarak
devletin iç işlerine karıştılar.

Karadeniz’in tarafsızlığının
sağlanmasıyla ve Eflak-Boğdan ve Sırbistan topraklarındaki idarelerin,
konferansa katılan devletlerin ortak garantisi altına alınmasıyla, bu
bölgedeki Rus nüfuzu da ortadan kaldırıldı. Rusya’nın güneyinde bir
tampon bölge meydana getirildi. Bu suretle, Rusya’nın güneye inme ve
Akdeniz’e açılma politikası önlendi. Bu ise, Rusya’nın Asya’da
genişleme politikasına önem vermesine sebep oldu. Osmanlı Devleti,
kongreye, galip devletler arasında katıldığı halde, Karadeniz’le ilgili
hususlarda, mağlup devlet olan Rusya ile aynı statüye tâbi tutuldu.

Osmanlı
Devletinin, devletler hukukundan faydalanması ve bununla Avrupa
devletler ailesinden sayılması kabul edildi. Ancak, bu husus,
görünüşten ileri geçemedi. Çünkü Osmanlı Devletinin Avrupa devleti
sayılması ve devletler hukukundan faydalanabilmesinin pratikte bir
önemi yoktu. Avrupa devletleri, kendi aralarında bile bu prensiplere
pek saygı göstermiyorlardı. Bu sebeple, bundan sağlanacak garantilerin
kâğıt üzerinde kalması kesindi.

Gayrimüslimler lehine yeni hak
ve imtiyazlar sağlayan ve Âlî Paşa tarafından ilan edilen Islahat
Fermanının, Paris Barış Antlaşmasında yer alması, Osmanlı Devleti
aleyhine yeni bazı hususları ortaya çıkarttı. Avrupa devletleri, her ne
kadar bu maddeyle Osmanlı Devletinin iç işlerine karışmamayı garanti
ettilerse de, aslında bu fermanın uygulanmasından doğacak meselelerle
Osmanlı Devletinin iç işlerine aynı zamanda ve ortaklaşa müdahale
edebilecekleri yeni bir kapıyı açmış oldular. Gayrimüslimlere ve Avrupa
devletlerine verilen ticari imtiyazlar hüviyetindeki kapitülasyonların
kaldırılmayıp, sürdürülmesi de bu müdahaleyi kolaylaştırdı.

Bu
sebeplerle Paris Antlaşması, uygulama imkânlarından mahrum şartları
ile, Osmanlı Devletinin geleceği için bir garanti olmaktan uzaktı. Bu
ise, barışın uzun ömürlü olmamasına sebep olacaktı.

Paris
Antlaşması, Kırım Savaşına katılan diğer devletlere doğrudan çıkar
sağlayan bir durum meydana getirmedi. Ancak, dolaylı olarak her devlet,
kendisine göre bazı çıkarlar elde etti.

İngiltere, Rusya’nın
Karadeniz’deki donanma ve tersanelerinin yok edilmesi ve bu denizde
donanma bulundurmasını önlemekle, sömürgeleri ve yakın doğu ticareti
için büyük bir tehlikeyi, bir müddet için de olsa kaldırmış oldu.

Fransa,
Rusya’nın özellikle mukaddes yerler meselesini bahane ederek, Boğazlar
ve Akdeniz’e inerek kendi nüfuz sahasına göz diktiğini gördüğünden
savaşa girmişti. Paris Antlaşmasıyla bu tehlike önlendi. Ayrıca Kırım
Savaşı ve bu müddet içinde yapılan ittifaklar ile önceden kendisine
karşı kurulmuş ittifak grubunu parçaladı. Antlaşmanın Paris’te
imzalanması ise, Fransa’nın Avrupa siyasetindeki nüfuzunun yükselmesini
sağladı.

Sardunya (İtalya) da, Paris Konferansına katılmakla,
İtalyan birliğini kurma düşüncesini, devletlerarası bir kuruluşta
tanıtma ve savunma imkânına kavuştu. Böylece İtalyan birliği
meselesini, Avrupa politikasının konuları arasına sokturma fırsatını
elde etti.

Netice olarak, Kırım Savaşı sonunda imzalanan Paris
Antlaşmasıyla, Avrupa’da yeni bir siyasî denge kurulmuş oldu. Bütün
bunlara rağmen, Paris Antlaşmasının getirdiği barış, çeşitli sebeplerle
uzun ömürlü olmadı. Nitekim antlaşmanın hemen arkasından, Osmanlı
Devleti ve diğer Avrupa devletleri, yeni iç ve dış meselelerle karşı
karşıya geldiler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://asiklikoyu.tr.cc
 
Paris Antlaşması
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ :: KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-TARİH :: Cok Yonlu Tarih-
Buraya geçin: