AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ

iyi vakit gecirmeniz dilegiyle...
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Berlin Konferansı ve Antlaşması

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 88
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 31/05/08

MesajKonu: Berlin Konferansı ve Antlaşması   Çarş. Haz. 04, 2008 3:47 am

Berlin Konferansı ve Antlaşması


Osmanlı
Devleti ile Almanya, Avusturya, Macaristan, Fransa ve Rusya arasında
Berlin’de yapılan antlaşma. Halkımızın 93 Harbi dediği 1877-1878
Osmanlı-Rus savaşından, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenik çıkması
neticesinde, Ruslarla 3 Mart 1878’de, şartları çok ağır Ayastefanos
Antlaşması imzalanmıştı.
Türkiye’nin Balkanlardaki rolünü pek
zayıf bir vaziyete düşüren ve Rusları Balkanların efendisi durumuna
yükselten bu antlaşma, büyük devletlerin gözünü korkuttu. Ayastefanos
Muahedesinin, Rusya, İngiltere ve Avusturya arasında tadil edilmesi
(değiştirilmesi) hususunda, o sırada İngiltere, sonra dünyanın ikinci
devleti durumuna yükselen Almanya’nın yardımı ile bir konferansın
toplanması mümkün olmuştu.

Sultan İkinci Abdülhamid Han,
İngiltere’yi Rusya’nın aleyhine mahirane bir şekilde kışkırtmıştı.
İngiltere, zayıf bir Türkiye’nin karşısında, Rusya’nın, Orta Doğudaki
İngiliz menfaatlerini tehdit edeceğine, ılık sulara inip kendisiyle
rekabete başlayacağına inanmıştı. Daha önce, geçici ve şartlı olarak
Kıbrıs’ın idaresini İngiltere’ye bırakan Babıali, Rusya’yı yola
getirmek için, birinci derecede bu devlete güveniyordu. Tabii, Türkiye,
savaştan mağlup çıkmıştı. Bahis konusu olan şey, mümkün olduğunca az
zararla işin içinden sıyrılmaktı.

Kongrenin Berlin’de toplanması
hususunda, Almanya İmparatorluk Şansölyesi Prens Bismark’ın teklifi
kongreye katılan devletlerce kabul edildi. Türkiye ve Rusya’dan başka
İngiltere, Almanya, Fransa, Avusturya-Macaristan ve İtalya'nın
katıldığı Berlin Konferansı, Almanya İmparatorluk Şansölyesi (federal
başbakan) Prens Bismark’ın başkanlığında 13 Haziran 1878’de açıldı.
Diğer devletleri, başbakanlar ve dışişleri bakanları temsil ediyordu.
Türk murahhasları, Hariciye Nazırı Kara Todori Paşa, Müşir Mehmed Ali
Paşa ve Berlin büyük elçisi Sadullah Bey (Paşa) idi.

Berlin
Antlaşması, Türkiye için bir yıkım olmakla beraber, Türkleri Avrupa’dan
tasfiye etmiyordu. Bilakis, Türkiye’nin Balkanlardaki hayatını, 1913’e
kadar 35 yıl uzatıyordu. Üstelik antlaşmanın Rusya’ya sağladığı
faydalar azdı ve asla Rusya’nın savaşta göze aldığı fedakârlıkları
karşılamıyordu. Asıl faydalananlar, Balkan devletçikleri ve İngiltere
idi.

64 maddelik antlaşmada, toprak değişiklikleri dışında en
mühim maddeler, Türkiye’nin, Doğu Anadolu’da Ermenilerin az çok önemli
bir azınlık teşkil ettikleri vilayetlerde (Vilâyât-ı Sitte), bu kavim
lehine ıslahat yapmayı, aynı ıslahatı Makedonya vilayetlerinde de
uygulamayı kabul etmesiydi. Her iki madde de, Sultan İkinci Abdülhamid
tarafından Büyük Devletler arasındaki rekabetten faydalanılarak, yıllar
boyunca uyutuldu ve asla tatbik edilmedi.

Diğer pek mühim bir
madde, Türkiye’yi, Rusya’ya 802.500.000 frank savaş tazminatı ödemeye
mecbur ediyordu. Tazminatın ödenmesi, Sultan İkinci Abdülhamid’in uzun
saltanatı boyunca devam etti.

Berlin Antlaşması, Türkiye’nin
1699 Karlofça Antlaşması'ndan sonra, Avrupa’dan tasfiyesini hazırlayan
ikinci büyük dönüm noktası oldu. Bu tasfiye, 1913 Bükreş Antlaşması ile
tamamlandı ve Avrupa Türkiyesi, Doğu Trakya’ya münhasır kaldı.

Osmanlı
Devletinin bu antlaşma ile doğrudan doğruya veya dolayısıyla olan
toprak kayıpları şu şekilde özetlenebilir: Devlet, doğrudan doğruya
idaresinde bulunan Niş sancağını Sırbistan’a, Teselya sancağını
Yunanistan’a, birkaç kazayı Karadağ'a, Kars, Artvin ve Ardahan
sancaklarını Rusya’ya, Dobruca sancağını Romanya’ya bırakıyor, bu
suretle birkaç kaza ile birlikte 6 sancak, İmparatorluktan ayrılıyordu.
Kendisine tabi olan Romanya, Sırbistan, Karadağ prensliklerinin,
imparatorluktan ayrılmasına razı oluyordu. Bunların arasında Tunus
Prensliğini de saymak mümkündür. Zira üç yıl sonra Tunus’u işgal eden
Fransa, bu işgalin ortamını Berlin Konferansının kulisinde sağlamıştı.
Osmanlı Devleti, çok imtiyazlı bir Bulgaristan Prensliği ile az
imtiyazlı bir Doğu Rumeli vilayetinin kurulmasına rıza gösterdiği gibi,
Bosna-Hersek vilayeti (eyalet, umumi valilik) ile, kısmen Yenipazar
sancağının idaresini Avusturya-Macaristan’a, Kıbrıs sancağının
idaresini de İngiltere’ye bırakıyordu. Birkaç şaşkın ve gafil devlet
adamının, Karadağ’a bir kaza bırakmamak için göze aldıkları savaşın
sonunda yapılan bu büyük Türk yağmasından İran bile nasibini alıyor, bu
devlete de o zamandan beri İran’da kalan Kotur kazası veriliyordu.

Mithat,
Mahmud Celaleddin, Redif paşalar gibi gafillerin, kazanacakları
zannıyla, Osmanlı Cihan Devletini, ortasına attıkları meşhur “93
Harbi”nin neticesi budur. Eğer Sultan İkinci Abdülhamid’in şahsi
diplomasisi olmasaydı, bu kayıplar çok daha büyüyecek ve Ayastefanos’un
ağır şartları aynen uygulanacaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://asiklikoyu.tr.cc
 
Berlin Konferansı ve Antlaşması
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» A'dan Z'ye Skype

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ :: KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-TARİH :: Cok Yonlu Tarih-
Buraya geçin: