AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ

iyi vakit gecirmeniz dilegiyle...
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Baltalimanı Antlaşması

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 88
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 31/05/08

MesajKonu: Baltalimanı Antlaşması   Çarş. Haz. 04, 2008 3:46 am

Baltalimanı Antlaşması


Osmanlı Devleti'nin, 1838’de, İngiltere ile Baltalimanı’nda imzaladığı ticaret antlaşması.
Avrupa’da
sanayi inkılabının neticesi olarak daha fazla ham maddeye ihtiyaç
duyulmaya başlandı. Bunun üzerine Osmanlı hükümeti de 1826’dan
itibaren, ham maddesini dışarıya çıkararak, esnafın işsiz kalmasını
önlemek maksadıyla bir nevi himaye sistemi olan yed-i vahid (tekel)
usulünü uygulamaya koymuştu. Sistemin, ayrıca, yeni kurulmuş olan
Asakir-i Mansure-i Muhammediyye ordusuna kaynak bulmak ve üreticinin
mahsulünü ucuza satarak aldanmasını önlemek gibi gayeleri de
bulunuyordu. Yed-i vahid uygulaması özellikle İngiliz tüccarlarını son
derece rahatsız ediyordu. Nitekim, İngiliz sefiri Ponsenby, yed-i vahid
usulü ile ticaret serbestisine konmuş engellere şiddetle çatmakta;
Türkiye’de mahsul yetiştirenler, bunların fiyatlarını tespit etmekte
yegâne hakim olan imtiyazlı kimselere satmak mecburiyetinde kaldıkça,
Türk sanayiinin geriliğe mahkûm kalacağını iddia etmekteydi. Kısaca
yed-i vahid usulü, İngiltere’nin Osmanlı Devletini gönlünce sömürmesini
engellemekteydi.

Bu sebeple İngilizler, Osmanlı ticaretinde
kendilerine ters düşen hükümlerin kaldırılması için 1833’ten itibaren
ünlü hariciye nazırları Palmerston aracılığıyla uğraşmaya başladılar.
1836’daki müzakerelerde Osmanlı heyetine başkanlık eden gümrük emini
Tahir Efendi, eski düzenden mümkün olduğunca az taviz vermeye çalışmış
ve İngiliz isteklerine boyun eğmemişti. Bu durumda İngiliz diplomasisi,
Osmanlı bürokrasisinin zayıf ve bunalımlı bir devresini kollamaya
başladı. Nitekim bu fırsat, iki yönlü bir şekilde, İngilizlerin
karşısına çıktı. 1837’de Londra büyük elçiliğinden hariciye nazırlığına
getirilen Mustafa Reşid Paşa, İngilizlere yakın bir müzakereciydi.
Londra büyükelçiliğindeyken mason locasına kayıtlı olan Reşid Paşa,
Osmanlı Devletini, iktisadi bakımdan çökertecek bir antlaşmaya
yanaşmakta hiç tereddüt göstermedi. Bu sırada Mehmed Ali Paşa, Mısır'da
Osmanlı Devleti için büyük bir tehlike arz ediyordu. Reşid Paşa, Mısır
meselesinde İngilizlerin yardımlarını temin bahanesiyle,
Baltalimanı’ndaki yalısında dört gün süren ve çok gizli tutulan
pazarlıklar sonucunda, 16 Ağustos 1838’de Osmanlı-İngiliz ticaret
antlaşmasını imzaladı. Antlaşma, 8 Ekim 1838’de Kraliçe Victoria, bir
ay sonra da Sultan Mahmud tarafından tasdik olundu. Esas ve zeyl olmak
üzere iki kısım halinde tanzim edilen antlaşmanın birinci kısmı, iç
ticarete ait maddeleri; zeyli meydana getiren ikinci kısım ise
İngiltere’den ithal edilecek mallarla, transit eşyaların
gümrüklendirilme şekillerini ihtiva ediyordu.

Antlaşmanın zeyl
kısmının ikinci maddesine göre, zirai mahsullerle sair eşya üzerine
konan yed-i vahid yani tekel usulü, tamamen kaldırılıyordu. Bu maddeyle
emperyalizmin önündeki engeller kaldırılarak, iktisadi sistemimiz felce
uğramış oluyordu. Ayrıca, iç ticaretin, Osmanlı vatandaşlarına münhasır
kalması da kaldırılıp, istisnasız bir şekilde İngiliz tüccarlarına
veriliyordu.

Antlaşmanın diğer önemli hükümlerine gelince,
dördüncü madde ile, Britanya tebaası, Osmanlı memleketleri mahsulü olan
bütün maddeleri, istisnasız olarak ihraç etme iznine sahip olacaklardı.
Altıncı madde ile transit resmi kaldırılmaktaydı. Yedinci madde ile,
İngiliz gemileriyle gelen İngiliz emtiası için, bir defa gümrüğü
ödendikten sonra, ithalatçı veya alıcı tarafından nereye götürülürse
götürülsün bir daha gümrük ödenmeyecekti. Antlaşmanın bu hükümleri ile,
Osmanlı hazinesi, önemli bir gelir kaynağından mahrum kaldı. Önceden
yabancı bir emtia bir eyaletten diğer bir eyalete geçerken, ilave
gümrük ödemek zorunda bulunduğundan, fiyatı artarak rekabet gücünü
kaybediyordu. Şimdi ise, Osmanlı tüccarı, bir yerden bir yere bir malı
götürüp satarken yüzde 12 vergi verirken, İngiliz tüccarları, ortakları
ve adamları, yüzde beş vergi ödeyecekti. Böylece, İngiliz tüccarları,
Osmanlı tüccarına karşı korunmuş oluyordu. Bilahare transit resminin
devam etmesine karar verilmiş ise de, buna karşılık ithalat
resimlerinde, yüzde ikiye varan bir indirime daha gidildi.

Bu
arada antlaşma hükümlerinin Mısır, Afrika eyaletleri dahil bütün
Osmanlı ülkelerinde ve her sınıf halk tarafından tatbik ve riayet
olunacağına dikkat çekildikten sonra, isteyen bütün dost devletlere de
istisnasız olarak antlaşmanın teşmil edileceği taahhüt olunuyordu.
Nitekim, 19. yüzyılın ilk çeyreğine kadar, Osmanlı dış ticaretinde
birinci sırayı alan Fransa, menfaatlerine halel geleceğini bilerek bu
antlaşma hükümlerine şiddetle karşı çıktığı halde, çok geçmeden 25
Kasım 1838’de yukarıdaki maddeye istinaden aynı hükümleri ihtiva eden
bir antlaşma imzaladı. Bunu, Avrupa’nın diğer devletleri takip etmekte
gecikmediler. 31 Ocak 1840’ta İsveç ve Norveç, 2 Mart 1840’ta İspanya,
14 Mart 1840’ta Hollanda, 30 Nisan 1840’ta Belçika, 1 Mayıs 1841’de
Danimarka ve 20 Mart 1843’te Portekiz ile antlaşmalar imzalandı.

Mustafa
Reşid Paşanın faaliyetleri sonucu, 1838’de önce İngiltere ve sonraki
yıllarda diğer Avrupa devletleriyle imzalanan bu ticari antlaşmalar,
esnafı ve tüccarlarımızı uşaklığa, devletimizi de borç bataklığına
düşürmekten öte bir işe yaramamıştır. Nitekim, antlaşmanın
imzalanmasından sonra Avusturya başbakanı; “İşte Osmanlı şimdi bitti!”
derken, Osmanlı’ya büyük bir darbenin vurulduğunu daha işin başında
söylemekten kendini alamamıştır. Aradan yirmi yıl geçtikten sonra,
1858’de antlaşmanın tesirlerini anlatan İngiliz Edward Michelson ise;
“Yabancı ülkelerde büyük ünü olan Türk sanayiinin birçok kolları, şimdi
tamamen yok olmuştur. Bunlar arasında pamuk sanayii başta gelir ki,
bunlar tamamıyla İngiliz sanayii tarafından sağlanmaktadır. Şam’ın
çelik bıçakları, Kıbrıs’ın şekeri, İznik’in çinisi, Teselya’nın iplik
boya sanayii hep yok olmuştur. Bütün bu sanayi kollarının, bugün, Türk
topraklarında artık izi bile kalmamıştır” derken, Türk sanayiinin
düştüğü acı durumu dile getirmiştir. Bu ticaret antlaşmaları, devlet
hazinesini, önemli masrafları karşılayamaz hale getirdi ve Avrupa’dan
borç alma yolu açıldı. Böylece, dışa bağımlılık devri başlamış oldu.

Gerçekten
de Sultan Abdülaziz, 1861’de tahta çıkarken, 1838 ticari
antlaşmalarının bir neticesi olarak, dış ticaretin yanında iç ticaret
de yabancıların eline geçmiş, büyük çapta mali ve iktisadi çöküntü
içerisinde bulunan bir devletle karşılaşmış idi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://asiklikoyu.tr.cc
 
Baltalimanı Antlaşması
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AŞIKLI KÖYÜ FORUM SAYFASINA HOSGELDINIZ :: KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-TARİH :: Cok Yonlu Tarih-
Buraya geçin: